BİZİ TAKİP EDİN
YALNIZ DEĞİLSİNİZ

UNUTUYORUM…YOKSA? 

Prof. Dr. Aynur Özge

Türkiye Alzheimer Derneği Mersin Şubesi Bşk.

“Çocuklar gelecek diye kek yaptı ve telaşla fırına koydu. Yetiştirebilirse çayın yanına bir de kısır yapacaktı. Geçen seferkini torunu nasıl da beğenip ikinci kez istemişti? O sırada çalan telefonla dikkati dağıldı, arayan kişiyi önce tanımadı ama belli etmedi.

Nice zaman sonra teyzesinin kızı Zarife olduğunu ve bugün birlikte gitmek için sözleştikleri bebek hayırlamasına neden gelmediğini sormak için aradığını anladı. Sahi bugün bebek hayırlaması için yeğenine gideceklerdi değil mi? Bugünlerde kafam ne kadar da karışık diye düşündü, eskiden olsa hiç böyle olmaz, aynı anda beş işi bile kusursuzca becerirdi, şimdi ise …. derken makinaya çamaşır koydu, dolaptan akşam yapacağı yemek için kıyma çıkardı… Gardırobu elden geçirdi ve derken zil çaldı. Kim geldi acaba? diye düşünürken torununun “babaanne” diyen sesi onu kendine getirdi. Mutfaktan keskin bir koku ve duman yayılıyordu. Oğlu ve gelini koşarak mutfağa gitti ve yanan keki fırından çıkardı. Sahi kek yapmıştı değil mi? Yanına bir şey daha yapacaktı ama? Oğlu ve gelininin şaşkın bakışları bir yana o da korkmuştu. Tüm bunlar normal miydi? Yoksa ?”

Bu anlattıklarım size tanıdık geldi mi? Siz veya bir yakınınız böylesi bir durumla karşılaşsanız “yaşlıdır bu kadar da olur” mu dersiniz, yoksa bir sorun olabilir diye düşünüp doktora mı götürürsünüz?

Bir hekim ve dört büyüğünde unutkanlık hastalığı yaşamış bir hasta yakını olarak önerim ikinci yolu seçmeniz. Yakınınızı götürdüğünüz doktordan kan kimyası ve beyin görüntülemeleri dâhil kapsamlı bir inceleme istemeniz. Eğer bir aksaklık varsa hemen tedavi için gerekli adımları atmanız. Büyük olasılıkla karşılaşılan teşhis (Alzheimer Hastalığı) sonrasında hayat artık ne siz, ne de yakınınız için aynı olmayacak. Artık yakınınız büyük olasılıkla evde tek başına kalamayacak, kaldığında ise her defasında bazı sorunlar yaşanacak. Anahtarı içerde unutup sokağa çıkacak. Yemekler yanacak. Lezzetleri bozulacak. Bakkalın çırağını zorla içeri davet edip, tüm aile sırlarınızı anlattıktan sonra aile yadigârı elmas yüzüğü alması için ısrar edecek.

Öte yandan kırk yıllık temizlikçi hanımın  onun tüm kışlık giysilerini çöpe attığını iddia ederek şikâyetçi olacak. Karşı daireden yanan ışıkla, oradaki ailenin kendisine sinyal yolladığını ve taciz ettiğini söyleyecek. Bankadaki görevli ise beşinci kezdir kendisinden istenen emekli maaşını veremediği için çıkan kargaşanın ardından polise haber verecek ve bu yaştan sonra siz onu karakollardan toplar hale geleceksiniz. Artık bir yardımcı gerek ama nasıl? Kim? Oysa yakınınız kesinlikle evinde bir yabancı istemeyecek, gelenler de kısa sürede pes edip gidecekler. Yanınıza almak ise apayrı bir sorun, hem aile huzurunuz bozulacak, hem de o sürekli “evine gitmek isteyecek”. O halde ne yapacaksınız? Birlikteyken de, ayrıyken de aklınızın hep onda kaldığı yakınınızın bakımını bu noktadan sonra nasıl sağlayacaksınız? Üstelik bütün gün evde ve yalnız olduğunda o kadar sıkılıyor ki gittiğiniz de sürekli konuşuyor ve hep aynı şeyleri anlatıyor. Sizin de psikolojiniz bozulmaya başladı. Aynı doktordan bir de kendim için mi randevu alsam, ben de bugün arabayı park ettiğim yeri hayli zaman sonra buldum mu diyorsunuz?

Şaşırmayın, yalnız değilsiniz!  Bugün Mersin’de sizin yakınınızın yaşadıklarını yaşayan 10 bin kişi ve sizin hissettiğiniz çaresizliği iliklerine kadar hisseden 40 bine yakın insan yaşıyor. Ülkemizde ise hasta sayısı 1 milyona dayandı, hasta yakını sayısını da kolayca 4 ile çarpabilirsiniz.

O halde ne yapmalı? Ne olsaydı kendinizi daha iyi hissederdiniz?

Henüz hiçbir sorun yaşamayan sağlıklı yaşlının sosyalleşme ve beyin egzersizi ihtiyaçları için kolayca erişilebilen merkezler olmalı, belki de her mahallede olmalı bunlardan, adeta “yaşlı halkevleri” gibi… yeni adıyla “aktif yaşlanma üniteleri” olmalı.

Sizin yakınınızın durumunda olan yaşlıları evlerinden alıp tüm gün meşgul edecek, ilaçlarını içirip, doktor ve psikolog takiplerini yaptıracak, onları sosyalleştirerek hastalığın ilerlemesini yavaşlatacak “gündüz bakım evleri” olmalı.

Hastanız sabah gidip akşam gelemeyecek duruma geldiğinde ise isterseniz evinde sürekli bakım verecek profesyonel bakıcıların çalıştığı “evde bakım birimleri”, isterseniz de bir kurum da kendisi gibi yaşlılarla kaliteli bakım alacağı “sürekli bakım merkezleri” olmalı. Olmalı ki siz de hastanızın bakımını kurumlarla paylaşırken, aile bireyleri birbirine düşmeden ve bu uğurda bir servet harcanmadan onun insanca bakıldığından emin olmalısınız. Her boş vaktinizi hastanızın kalan bellek kırıntılarında yolculuğa çıkmak ve onunla keyifli vakit geçirmek için harcayasınız. Zaman zaman sizin gibi hasta yakınları ile dertleşip ve ruhunuzda açılan yaraları iyileştiresiniz.

.Bugün ilimizde 40 milyon kişiden yükselen tüm bu taleplere cevap verecek örnek bir tesis için büyük bir yükün altına giren Türkiye Alzheimer Derneği Mersin Şubesi, ülkemizde bir İLK olacak, örnek bir YAŞLI YAŞAM MERKEZİ için kolları sıvadı. 3500 m2 arsa üzerinde, 1000 m2 oturumla toplam 4000 m2 kapalı alana sahip olan ve 2500 m2 yi aşan bahçesinde dört mevsim doğayla dost bir yaşam hedeflenen tesisin kaba inşaat aşaması tamamlandı. Tesisatlar hızla tamamlanıyor. Ki ses alarmı ve hareket algıçları dahil özel donanımlı bu tesisatlar yüce gönüllü insanların bağışları ve özel yardımları ile yürütülüyor, tıpkı bugüne dek yapılanlar gibi… Tamamı bağışlarla yapılan ve “oda isim hakkı” ve “tuğla isim hakkı” gibi uygulamalarla bu şekle kavuşan tesis Mersin’li duyarlı insanların desteği ile en kısa sürede tamamlanarak sabırsızlıkla bekleyen yüreklere teslim edilecek. Yarınlar için arzu ederseniz siz de bu çorbaya bir tutam tuz koyabilirsiniz. İnsanca yaşamak, insanca yaş almak, insanca unutmak ve hatta bunamak ta mümkün olmalı değil mi?

Unutsanız da unutulmayacağınız sağlıklı günler dileğiyle…