BİZİ TAKİP EDİN
YALNIZ DEĞİLSİNİZ

SİZDEN GELENLER

YAŞAMIN İÇİNDEN…YAŞLI YAŞAM MERKEZİ

MAKBULE ABALI  – 1 KASIM 2016 

 Çocukluk ve yaşlılık; hayatın birbirinden uzak iki durak yeri. Duraklarda yaşam aralıksız devam ediyor ama birinde hızlı çekimde, diğerinde ağır çekimde. Bu iki farklı yaşam noktası gün gelip bir araya geldiğinde               ortaya seyrine doyum olmayan tablolar çıkıyor adeta. Sevgi, şefkat, vefa, merak, deneyim; hepsi renk ve şekil vermiş, anlam kazandırmış bu ölümsüz tablolara… 
Çocuklar ve yaşlılar hayatın iki farklı yönünde duruyorlar. El ele tutuştukları zaman nasıl da güçlüler. Enerji akışı oluyor adeta. İki farklı kuşaktan neler neler öğreniyoruz. Ak saçlar, kırışmış yüzler, çökük omuzlar yorgun yılları simgelerken; muzip bakışlar, gülen mahcup yüzler, yorulmayan bedenler de enerjiyi, canlılığı, yaşama sevincini vurguluyor. Yaşlı Yaşam Merkezi’nde  bunların hepsini aynı anda görmek, yaşamak mümkün.
 
Yakın zamanda açılışı yapılan bu güzel bina Türkiye Alzheimer Derneği- Mersin Yaşlı Yaşam Merkezi. Binanın içine girdiğiniz anda yaşlı sözcüğünü unutuyorsunuz, dolu dolu “yaşam” etkinlikleriyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Haftanın her günü “Aktif Yaşam” etkinlikleri de sürüyor. Belli bir program dahilinde nefes çalışmaları, boyama, rölyef, ebru çalışmaları, TSM Koro çalışmaları, oryantiring (yön bulma), spor, takı tasarım, hobi bahçeleri, sağlıklı pasta-yemek kursuna katılabiliyorlar. Hasta yakınları hastalarını 08.00- 1700 arasında Merkeze bırakıyorlar. Günlere göre etkinlikler gündüzleri sürüyor, akşam evlerine dönüyorlar. Merkezde bir Nöroloji uzmanı, Sosyal Hizmet Uzmanı, Psikologlar, Hemşireler bulunuyor. Zaman zaman üniversitelerden, Sivil Toplum Kuruluşlarından gönüllü gençler katılıyor.
Genellikle 60 yaş üstü “Gönlü genç” insanlar burada adeta. Etraflarındaki sevgi
çemberi onları öylesine sarmış ki yapabildikleri ölçüde etkinliklere katılmaya çalışıyorlar. Yaşlı insanlar Yaşlı Yaşam Merkezi’nde yaşama anlam katma çabasındalar.

Yaşlı Yaşam Merkezinde yaşama bir tül perdenin ardından bakıyor, hayata dair kıyaslamalar yapıyorum. “İnadına yaşamak” sözcüğü şimdi daha bir anlam kazanıyor…Yıllar öncesinden Montaigne sesleniyor:

“İnsan durmadan bir şeyler yapmalı, yaşama çabalarını elinden geldiği kadar sürdürmeli.
Dilerim ki ölüm , beni lahanalarımı dikerken bulsun;
Ama ne ölüm umurumda olsun, ne de yarım kalmış bahçem.